Yaşlanmıştım - II

Muhammet Oğuzhan YALÇIN

image1

  

Yalnız kaldığımda arasıra muhabbete girerim diye iş yerinde tam karşıma çocukluk resmimi bıraktım. Yine o zamanlardan birine gelmiştim. Tamda onu ben geçiyordu. 

Çözemiyordum eski bendeki o masum bakışı, sanki yüzünde gereksiz bir masumiyet vardı. Hayata değişik bir bakışı vardı. Hayata bakıyordu ama hayatın pekte umurunda değil gibiydi. Ona her bakışımda “Neyse üzülme ben aldım öcümüzü hayattan” diyordum. “Şu an da onun bana ihtiyacı var, bu da benim umurumda değil” di­yordum. Gülüyordu hala. Bana mı yoksa hayata mı hala anlam veremiyordum. Tanımıyordum ki. Ama deli gibi tanışmak istiyordum. Bu gülüşün nedenini çözemiyordum. Şimdide güldüğüm oluyordu ama o kadar tatlı değil. O kadar tipim de yok artık. Aynaya bakınca çığlık atasım geliyor “bu kim lan” diye. O kadar yabancıyım konuya. Neyse aynaya bakmıyorum zaten artık. Sana bakıyorum. Senle konuşalım istiyorum sadece. Beni bir tek sen anlarsın. Hem de hiç konuşmaya gerek kalmadan. Gerçi senin de pek umurunda değilimdir artık. Ben­im gibi olacağını bilsen belki de o alçağın arabasının üstünden hiç inmezdin. Belki de bir yere toslasında yok olayım isterdin. Ya da dedene küfrederdin, hasta iken ne güzel fakirlikten ölecektim neden para verip beni hastaneye gönderdin ki diye. Bende memnun değilim inan bu halimden ama inatla da böyle yaşamaya devam ediyorum. Var mı bir önerin? Söyle ki onu da yapmadan yaşamaya devam edeyim. Belki de bir daha yaşarsam daha fazla hata yapardım diyen yazarın sözünü dinliyorum. Bu dünyaya bir defa geleceğiz madem onda da ak­lıma gelen, içimden geçen her şeyi yapayım diyorum. Yapıyorum da sonrasında pişman oluyorum elbette ama sonrasında olduğu için pek bir etkisi olmuyor. İstediğimi yapamıyorum çoğu zaman yalan söyledim. İstediğim insanlarla ilgili olunca hele hiç yapmıyorum, yapamıyorum. Kırmak istemiyorum daha fazla insanı. Zaten beni seven insanları hep üzdüm, daha fazla da insan üzmeyeyim. Ama suç insanların, ben mi dedim beni sevin diye. Kendileri kaşındı. Gerçi beklentili insanlardı hep, beklentilerinin karşılığını alamayınca gittiler, giderlerde. Bu tarz hikayelerin sonu klasik film sonları gibidir. Hep aynı biter. Türlerinin özelliği bu sonuçta. Çıkar sağlamadığı ve sürekli kaybettiği yerde durmaz. Resmen ırkın açığını buldum. Yanımda olmasını istemediğim adama ters davranınca kalma nedeni de kalmıyor. 

Sen hala ne gülüyorsun oğlum. Ciddi bir şey anlatıyorum burada. Biraz benimle hüzünlen bari. Yalandan da olsa gülme, üzülemiyorsan da gülme seviyeni düşür. En azından ağzın kulaklarından çene seviyesine gelsin. Hah şöyle. Gülmeye devam et. Sallama beni. Anlaşılan sende beni istemediğini bu şekilde ifade ediyorsun. Sevdim bunu ama maalesef ben açığını bulduğumuz ırkın üyesi değilim. Ben fiziken kaçmadan da yanından uzaklaşabilirim. Fakat bir sıkıntı var içime uzaklaşırım ben anca ve bu aslında sana yakınlaşmam oluyor. Yandın oğlum sen. Hala gülüyorsun ama için kan alıyor biliyorum. Sevinmeyeyim diye belli etmiyorsun dimi lan ker­ata. O değil de geçen ki halin neydi lan öyle? O nasıl bir davranıştı. Ellerinle ellerini asılırken ayağının tabanıyla adamı göğüs kafesinden geriye doğru itelemekte nedir? Adamı yanında istiyor musun - istemiyor musun ya da öldürmek mi istiyorsun direk, ben bir bok anlamadım açıkçası durumdan.

Neyse geçen gün ne oldu biliyor musun? Gerçi biliyorsun ama o anki hislerini merak ettim. Bana hiç belli etmedin de. Sevdiğim bir kişiyi çok uzun bir zaman sonra gördüm. İçmeye gittik, gerçi o içme kısmını yaptı, daha sonrasında da ben oradan gittim. İş bölümü önemli. Neyse sahil kenarında sohbet muhabbet derken gözlerimin içine bakıyordu sürekli. Sanki benimle değil de seninle konuşmak ister gibiydi. Bilemedim neden bunu istedi o an. Beni beğenmedi sanırım. Seni aradı gözbebeklerimin siyah kısmında. Buldu mu bilmiyorum. Bulduysa benim hakkımda ne söyledi, merak ettim. Önemli bir şey miydi ki? Açıkçası sadece negatif mi pozitif mi onu söyle bari. O an benimle hiç konuşmadı sanki. Gerçi seni daha iyi tanıyordu neden benimle konuşsun ki. Çok daha önceleri nasılım ben hatırlamazken sen ve o hatırlıyordunuz. İyi miydi sohbetiniz? Ben mutluydum konuşurken ama o sanki orada değildi. Senin yanına geldi sanırım. Neyse sen görmediysen de söyleyeyim. Sana çok şişe kaldırdı. Kadehte değil şişe de içti içkisini çünkü. Bende kola ile kafayı buldum. Kola kafası da iyiydi. Masada üç kişiydik. Sen, ben ve o. Ama sende hesabı bana kitledin, neden yaptın onu anlamadım. Es­kiden bende mi cimriydim yoksa? Ama olsun oturan sensin, sohbet eden sen. Bir kola içtim diye de kitlenilmez ki bir adama o kadar. Neyse hadi çocukluğuna veriyorum bunu. Ama büyüyünce alırım öcümü. Bende kendi arkadaşımla otururum saatlerce sohbet ederim. Sende bi bok anlamadığın, görmediğin, yaşamadığın dünya ile cebelleşirsin o zaman. Neyse hadi sıkılırsan e-kitap veririm eline okursun tabletten. Bir bok anlamadın dimi e-kitap ne tablet ne. Öyle kalırsın işte. Gül bakalım sen gül. Gün gelecek bende güleceğim sana ama sanırım o da yaşlanınca. Gerçi sana göre baya yaşlandım ama inanır mısın insanlar daha fazla da yaşlanıyor. Bir de gereksiz yere uzun yaşamanın sırlarını arıyorlar. Çıldırmış olmalılar. Olurda yaşlanana kadar yaşarsam (Allah korusun) senle eşitleneceğiz. O zaman baya bir muhabbet döner aramızda değil mi? 

Sen geldiğinde iyi miydi hayat?

Öğrene öğrene bu hale geldin, memnun musun? 

Senin yüzünden mi böyle oldum, yoksa seni ben mi böyle yaptım?

Bir sürü soru var sana sormam gereken ama sanırım anca öteki tarafta. Bu arada benim o taraftaki yerim belli cehennemde olacağım. Tam olarak bakmadım kiralar nasıl orada. Ne zemin kat olsun isterim ne de en üst kat. Zemin kat sıcak olur derler. Bilirsin çok sıcağı sevmem ben. Üst katta cennete yakındır oranın tavanın­dan da mutluluk falan damlar içeriye. Hiç gerek yok mutlu, umutlu yaşamaya. Çok sıkıntı bir his ya umutlu yaşamak. Sence de öyle değil miydi? Yoksa sen umut ettin, olmadı da ben o yüzden mi düşünüyorum? Neden birbirimiz iken birbirimizden bu kadar uzağız, farklıyız? Ben neden her bir şeye bu kadar çok şaşırır oldum? Bunların tek sorumlusu sensin biliyorsun değil mi? Ne çok soru işareti oldu ya. Bu kadar soruyu ben kendime sormadım daha önce hiç. Bilemiyorum ki hiçbir şeyi bu dünya ile ilgili. Bir an önce alsana beni de yanına. İster yaşlandır al ister öldür ama bir an önce şu kafa yapısındaki birini yok et dünyadan, lütfen. 

Gülmesene oğlum. 

Çırpınıyoruz burada, insan bi yardım eder.